|
Depresyon,
duygularımızı açıklamak için sık
kullandığımız bir sözcüktür.
Herkes zaman zaman kendini ümitsiz veya bıkmış
hissedebilir. Bu tür duygular hayatın duygusal
iniş çıkışlarının
normal birer parçasıdır. Fakat gerçek
depresyon bütün olarak başka bir şeydir.
Bu
farkı anlamanın bir yolu, kendi ruh halinizi
ve duygularınızı, iklim ve hava durumu
gibi düşünmektir. İklim, hava durumunun değişkenlik
gösterdiği geniş çerçeveyi oluşturur
fakat beklediğinizi çok fazla değiştirmez.
Eğer Fransa'da ilkbahar dönemi ise hafif yağmurlar
ve güneşli saatler bekleyebilirsiniz fakat
Sibirya şartları veya iklimdeki diğer kökten
değişiklik sizi çok şaşırtır.
Bunun benzeri olarak, sizin ruh haliniz, içinde
duyguların hareket ettiği çerçeveyi oluşturur.
Depresyon gibi rahatsızlıklar ruh halinizi
etkiler ve kendine özgü problemlerden kaynaklanan
duygusal patlayışlardan çok iklimdeki kökten
değişiklikler ile aynıdır ve
genellikle kısa ömürlüdür.
Depresyonun
esas belirtileri şunlardır:
- Elem-keder
yönünde bir ruh hali
- Enerji
ve ilgi kaybı
- Fiziksel
hastalık veya yorgunluk hissi
- Konsantrasyon
güçlüğü
- İsteksizlik
ve uyku bozuklukları
- Fiziksel
ve zihinsel fonksiyonlarda yavaşlama.
Buna
ilaveten, mide ekşimesi, hazımsızlık,
kabızlık, baş ağrıları
veya düzensiz adet kanamaları gibi çoğu
gerçek fiziksel problemler depresyonla beraber ortaya
çıkar. Bunlar o kadar yaygın bir şekilde
olur ki, çoğu insan depresyona girdiğinin
farkına varmadan bu problemlerin üzerine yoğunlaşırlar.
Fakat
bu muhtemelen aşağıdaki amansız
duyguları doğurur
- ümitsizlik
- çaresizlik
- suçluluk
ve
- anksiyete
(sıkıntı-bunaltı)
Bunlar
ayrıca depresyonla birlikte karşılaşılan,
başa çıkılması en güç olanlardır.
Ümitsizliğin derinliğinin bir göstergesi
de depresyonun intiharın en yaygın sebebi
oluşu gerçeğidir.
Aslında,
depresyonla karşılaşmamış
birinin bu problemin çapını gerçekten
anlaması çok zordur. Depresyona girmiş biri
tarafından yazılmış ve British
Medical Journal'da yayınlanan aşağıdaki
metin bu konuda yardımcı olabilecek
nitelikte:
"Kötü
günlerin belirtisi, size bunların hiç bitmeyeceğini
düşündürtür. Kendinizi sonsuza kadar yarım
hayata mahkum olduğunuza ikna ediyorsunuz. İçinizi
sıkan bir kasvetle uyanıyorsunuz ve yatağınızdan
kalkmak için aşırı bir istek göstermeniz
gerekiyor. Ümitsizlik duygusunu yenmek için kalkmanız
gerektiğini biliyorsunuz fakat bu durumun
karakteristik özelliği olan kayıtsızlık
sizi orada tutuyor, hiç kıpırdamadan yukarıya
bakıyor ve önünüzdeki günün sonsuzluğu
hakkında düşünceye dalıyorsunuz. Her
şey bir çaba gerektiriyor ve yavaş
hareketlerle yapılıyor. En küçük bir iş
bile size yük. Küçük problemler dev sorunlar gibi
görünüyor. Kararlar erteleniyor ve bir türlü alınmıyor.
Basit görevler bir kenara atılıyor. Her
şeyin en kötüsü kendinize güveninizin
paramparça olmasıdır. Konuşurken ve
hareket ederken duraklıyorsunuz. Telefonun çalması
size bir saldırı gibi geliyor ve cevap
vermeye çekiniyorsunuz."
Siz
de yukarıda anlatılan belirtileri yaşarsanız
bunu doktorunuzla görüşmenizde fayda vardır |