|
Depresyon
en sık ortaya çıkan zihinsel rahatsızlıklardan
biridir. Psikiyatrinin "soğuk algınlığıdır".
Depresyon, anksiyeteden sonra ikinci en yaygın
zihinsel rahatsızlıktır fakat en yaygın
ciddi zihinsel rahatsızlıktır.
Epidemiyolojik
çalışmalar depresyona ömür boyu yakalanma
oranının erkekler için %8 - 12 arasında,
kadınlar için %20 - 26 arasında olduğunu
(Arch Gen Psychiatry 1981; 38: 1039-1046) göstermektedir.
Yapılan
çoğu çalışma, ilave bir %8 ila 20
topluluk örnekleri, majör depresyon için eşiği
karşılamayan fakat buna rağmen artan ölüm,
yetiyitimi ve zayıf sosyal fonksiyonlarına
sebep olmayı rapor etmektedir.
ABD'de, bir nüfus numunesi içinde strüktürlü
pskiyatrik incelemeyi kullanan bir deney olan National
Comorbidity Survey'den elde edilen sonuçlar, bu nüfusun
%17'sinin hayatlarının bir döneminde
depresyona yakalandığını ortaya
koymaktadır. (Bu rakam diğer çalışmalarda
elde edilenlerden daha yüksek olsa da, daha genç bir
nüfus ve daha hassas probları kapsamıştır).
Bunun anlamı ABD'deki yetişkin nüfusun
%10'un (en az 8 milyon) bir tarihte depresyona
yakalandığını (Arch Gen Psychiatry
1994; 51: 8-19) göstermektedir.
Britanya'da
Royal College of Psychiatrists, her bir epizodun
ortalama altı ay sürdüğünü göz önünde
bulundurduğunuzda geniş oranda ABD
deneyimine benzer şekilde, yetişkinlerin
%5'inin bir tarihte depresif bir rahatsızlığa
yakalandığını belirtmektedir.
Yaşam
boyu depresyona yakalanma oranları farklı ülkelerde
değişiklik göstermektedir. The
Cross-National Collaborative Group (JAMA 1996; 276:
293-299) majör depresyon oranlarını aşağıdaki
gibi tahmin etmektedir:
|
Ülke
|
Ömür
Boyu Depresyon Oranları (%)
|
|
|
Hepsi
|
Kadınlar
|
Erkekler
|
K/E
Oranı
|
|
ABD
|
5.2
(yukarıya bkz.)
|
7.4
|
2.8
|
2.6
|
|
Porto
Riko
|
4.3
|
5.5
|
3.1
|
1.8
|
|
Paris,
Fransa
|
15.4
|
21.9
|
10.5
|
2.1
|
|
Batı
Almanya
|
9.2
|
13.5
|
4.4
|
3.1
|
|
Florensa,
İtalya
|
12.4
|
18.1
|
6.1
|
3.0
|
|
Beyrut,
Lübnan
|
19.0
|
23.1
|
14.7
|
1.6
|
|
Tayvan
|
1.5
|
1.8
|
1.1
|
1.6
|
|
Kore
|
2.9
|
3.8
|
1.9
|
2.0
|
|
Yeni
Zelanda
|
11.5
|
15.5
|
7.5
|
2.1
|
|
Kimler
daha yüksek risk taşımaktadır?
Kimsenin depresyona karşı bağışıklığı
olamaz: her yaştaki, tüm sosyal sınıflardaki,
tüm ülkelerdeki ve tüm kültürel düzeydeki
insanlarda karşılaşılabilir.
Cinsiyet:
Kadınlar erkeklerden iki kat daha fazla
depresyona yakalanıyorlar. Bunun pek çok açıklaması
yapılmıştır fakat ev işi,
mesleği, eş ve anne gibi birden fazla rolü
yerine getirmenin gerginliği gibi psikolojik faktörlerin
daha öne çıkması muhtemeldir.
Yaş:
Depresyon riski yaşla birlikte aratacağı
düşünülmekteydi fakat yapılan son çalışmalar
II: Dünya Savaşı'ndan bu yana ortalama yaşın
40'lardan 20'li yaşların sonlarına doğru
düştüğünü göstermektedir (JAMA 1996;
276: 293-299).
Sosyo-Ekonomik
Düzey: Depresyon oranı artan gelir ve eğitimle
beraber azalmaktadır. Daha ciddi biçimler de alt
sosyo-ekonomik statü ile ilişkilidir (Arch Gen
Psychiatry 1994; 51: 9-19).
Diğer
Hastalıklar: Akut hastane düzenindeki ve uzun
vadeli bakım tesislerindeki insanların
%10-15'inin depresyona yakalandığı ve
ilave %20-30'unda da depresif belirtiler görülmektedir.
Kötü alışkanlıklar (alkol veya kokain
vs.) da depresyon riskini artırmaktadır.
|
Düzen
veya Hastalık
|
Depresyona
Yakalanma Oranı (%)
|
|
Ayakta
Tedavi
|
2
- 25
|
|
Yatakta
Tedavi
|
12
|
|
Kanser
|
18
- 39
|
|
Nekroz
Oluşumu
|
15
- 19
|
|
Rheumatoid
arthritis
|
13
|
|
Parkinson
Hastalığı
|
10-37
|
|
Felç
|
22-50
|
|
Diyabetler
|
5-11
|
|
Aile
Öyküsü: Depresyon, ailesinde bu rahatsızlığa
yakalanmış bireylerde iki veya üç kez daha
sık gözlenir. Depresyondaki kişilerin
akrabalarında yaklaşık %20 oranında
depresyon öyküsü saptanırken, kontrol grubunun
akrabalarındaki %7'lik oranda depresyon öyküsü
saptanmıştır (Arch Gen Psychiatry 1982,
39, 1397 - 1403).
Medeni
Durum: Ayrı veya boşanmış insanların,
evli olanlara nazaran iki ila dört kez daha fazla
depresyona yakalanma riski vardır. Boşanmış
veya ayrılmış erkeklerin riski kadınlarınkinden
daha yüksektir.
Yaşlılarda
Depresyon
Tespit edilmese ve tedavisi yapılmasa da
depresyon yaşlılar arasında yaygındır.
Bu hastalığa yakalanma oranı tahmini
%15'dir ve fiziksel rahatsızlık çekenlere göre
iki kat daha fazla yaygındır.
Depresyon
aynı zamanda yüksek müzminlik ve yüksek nüksetme
ve intihar riski de taşır.
Yaşlı hastalar, üzüntü veya huzursuzluk
halinden çok, uykusuzluk, yorgunluk, kabızlık
ve zayıflama gibi vejetatif işaretler gösterir.
Algılama rahatsızlıkları da yaygındır
ve genellikle fiziksel rahatsızlık, bunaklık
veya yaşlanma sürecinin kendisine bağlanır.
Peki
Ya Çocuklar?
Son 20 yılda depresyonun çocukları ve gençleri
giderek daha çok etkilediği kabul edilmektedir.
Royal
College of Psychitratrists'den gelen bilgiler,
depresyonun 12 yaşın altındaki çocukların
en az %2'sini ve gençlerin %5'ini etkilediğini göstermektedir.
Bunun anlamı, 1000 öğrencili bir ortaokulda
50'sinin muhtemelen depresyonda olduğu ve 400 öğrencili
bir ilkokulda 8'inin ciddi şekilde depresyonda
olduğu ve 16'sının gerginlik işaretleri
gösterdiğidir.
Amerika'da yapılan epidemiyolojik çalışmalar
buna benzer rakamlar vermektedir: Çocuklarda %04 -
2.5 ve gençlerde %0.4 - 8.3.
Çocukluk
çağında depresyondan kız ve erkek çocukların
etkilenme sayısı eşit olsa da, gençlikte
kızların sayısı erkeklerin iki katına
çıkmaktadır.
Yıkılmış
bir yuvanın, anne veya babasını erken
yaşta kaybeden, ihmal edilen veya ileri derecede
yoksulluk çekilen bir bölgede, işsizliğin
ve suç oranının çok olduğu bir bölgede
yaşayan çocuklar depresyona daha kolay yakalanıyor.
Çocukluktaki
depresyon, zayıflayan bir okul performansına,
zayıf ilişkilere ve artan tütün ve yasak
madde tüketimine yol açabilir.
İntiharlar:
Gerçekler
Dünyada
her gün 1000 kişi intihara teşebbüs
ediyor, bu da tüm ölümlerin içinde %0.4 - 0.9 arasında
bir yer tutuyor.
Depresyon intiharla çok yaygın biçimde ilişkilidir:
İntihar kurbanlarının %45-64'ü daha önce
depresyona yakalanmış olanlardır.
Tüm
depresyondaki hastaların yaklaşık
%15'i, genel nüfustakinden 30 kat daha fazla bir
oranda intihara teşebbüs ederek kendi hayatlarını
sona erdiriyorlar (Brit J of Psychiatry 1970,
117:437-438). Örneğin İngiltere'de
depresyonla bağlantılı intiharlardaki
ölüm oranı, trafik kazalarındakinden daha
fazladır.
Ülkeler
arasındaki intihar oranlarında ciddi farklılıklar
vardır. Genel olarak, intihar oranı refah
seviyesi düşük ülkelerde düşük, zengin
ülkelerde yüksektir ( her ne kadar Doğu Avrupa
ülkelerinde özellikle yüksek olsa da).
Aşağıdaki
faktörler intiharla ilişkilidir:
- Yaş:
intihar oranları yaşla birlikte artıyor,
erkeklerde 45 yaşından sonra en yüksek
seviyeye çıkarken kadınlarda bu 55 yaşından
sonra oluyor. Her ne kadar yaşlılar
toplam nüfusun %10'unu temsil etseler de,
intiharların %25'i yaşlılar arasında
olmaktadır. Ancak muhtemelen uyuşturucu
madde kullanımı, boşanma ve işsizlik
ile bağlantılı olarak, genç
insanlar arasında da bir artış gözlenmiştir.
- Cinsiyet:
Her ne kadar kadınların intihar teşebbüsü
ihtimal gibi görünse de erkekler kadınlardan
iki-yedi kat daha fazla intihara teşebbüs
ediyorlar. Erkekler kadınlardan (aşırı
doz veya suda boğulma) daha sert metotları
(asma, vurma ve atlama) kullanıyor.
- Statü:
Evli insanlardaki intihar teşebbüs oranı
en düşük seviyededir. Bekar insanlar için
bu evli insanlara göre iki kattır ve boşanmış,
ayrı ve dul kalanlar için dört-beş kat
daha yüksektir.
- Din:
İntihar oranları Protestanlara nazaran
Yahudi ve Katolikler arasında daha düşüktür.
- İş:
Yüksek rizikolu meslekler içinde doktorlar, diş
hekimleri, kanun uygulama memurları,
avukatlar ve sigortacılar vardır. Ancak
intihar en çok işsizler arasında yüksektir.
Özet
- depresyon
en yaygın ve ciddi psikiyatrik hastalıktır;
- depresyon
her yaştan, sosyal sınıftan, ülke
ve kültürel seviyeden insanlarda olur;
- son
kırk yıl içinde depresyonun oranında
artış olmuştur;
- depresyona
yakalanan kadınların oranı
erkeklere göre iki kat daha fazladır.
- depresyona
yakalanma yaşı ortalama 27'dir fakat çocukları
da etkileyebilir.
|