www.alanadi.com www.websitesi.com www.araniyor.com
KAN DEĞİŞTİRME
BİLGİ
KAN HABER
SAĞLIK
TEŞEKKÜR
LİNKLER
E-POSTA




 

 

 

SAĞLIK  

DEPRESYON   /  Depresyona Ne Sebep Olur?

Depresyonun kesin sebebi belli değildir. En yakın ve antidepresan ilaçlarla tedavinin dayandırıldığı açıklama, beyindeki belli kimyasal taşıyıcılardaki (ayrıca nörotransmiterler olarak da bilinir) dengesizliktir.
Burada yaklaşık 30 adet olan nörotransmiterler, beyindeki sinir hücreleri arasındaki mesajları transfer eder. Bazı kanıtlar depresyonun, noradrenalin ve serotonin adındaki iki nörotransmiterin eksikliğinden kaynaklandığını ileri sürmektedir. Her ne kadar bu, depresyon hakkında bilinen her şeyi açıklamaya yetmiyorsa da, en azından faydalı bir "farmakolojik" model olarak görev yapmakta ve genellikle "depresyonun monoamin hipotezi" olarak anılmaktadır.
Fakat depresyon bu nörotransmiterlerdeki dengesizlikten ortaya çıkıyorsa, onu ilk başta harekete geçiren şey nedir?

Genetik Faktörler

Çeşitli hastalıkları anlamada genetik yaklaşımlara büyüyen bir ilgi vardır ve depresyon da bunun dışında tutulmamaktadır. Bazı insanlar depresyona diğerlerinden daha meyilli olabilir ve bazı genlerin kişileri hastalıklar karşısında daha dayanıksız yaptığına dair sayısı artan kanıtlar vardır. Bu da depresyonun neden bazı ailelerde daha sıklıkla karşılaşıldığını açıklamaktadır. Bazı çalışmalar göstermiştir ki, depresyonlu akrabası olanların bu hastalığa yakalanma ihtimalleri, genel nüfustaki 14'te bire kıyasla, dörtte birdir.

Edinburg Üniversitesi'ndeki bilim adamları depresyon riskini dört kat arttıran ve maruz kalan insanların %10'undan daha fazlasında depresyona meyile sebep olan bir geni tanımlamışlardır. Bu genin, depresyonun farmakolojik açıklamasıyla bağlantı kuran, beyindeki serotoninin transferiyle ilgili bir proteini kodladığı biliniyor. Bunun ötesinde araştırmacılar bununla bağlantılı en az 30 adet daha depresyon geni olabileceğini tahmin ediyorlar.

Harici Tetikleyiciler

Ancak, çoğu durumda bu genlerin bulunması kendi kendine depresyona sebep olacak kadar yeterli olmayabilir. Stresör durumlar yatkınlığı olan kişilerde depresyonu tetikleyebilir. Depresyon, işsizlik, mahrumiyet, sosyal izolasyon veya ciddi bir fiziksel hastalık gibi çok sayıdaki faktörlerle tetiklenebilir.

Fakat bu tetikleyici faktörlerin depresyonun ilerlemesinde oynadığı rolü kabul etmek önemliyken, bazı durumlarda depresyonun hiçbir sebep yokken birdenbire ortaya çıktığını kabul etmek önemlidir. Bunu anlamak hem hasta hem de çevresindekiler için zor olsa da, bu tür bir depresyonla uğraşmak ne daha kolay ne de daha önemsizdir.

 Farklı Tür Depresyon Var mı?

Eskiden depresyon iki türe ayrılırdı. İşin kaybedilmesi gibi kolaylıkla tanımlanabilen bir tetikleyicinin sebep olduğu depresyonu tanımlamak için reaktif veya ekzojen depresyonu kullanılırdı. Biyolojik veya endojen depresyon ise hiçbir sebep yokken ortaya çıkan depresyon için kullanılırdı.

Ancak, bu tür sınıflandırmalar birden fazla sebepten ötürü artık yapılmamaktadır. İlk olarak, depresyon için bir sebep olup olmaması aşikar bir sebep olması önemli değildir. Hastalar hala aynı tedaviye yanıt veriyor. Ve ikinci olarak, çoğu insanda hem dahili hem de harici faktörlerin bir rol oynadığına giderek daha çok inanılmaktadır. Örneğin, çoğu insan depresyona yakalanmadan boşanıyor veya işlerini kaybediyor, bu yüzden bunun tek başına depresyona yakalanmak için tek sebep olması ihtimali zayıftır.

Bugün çoğu doktor mevcut belirtilerin sayısına ve hastaların hayatlarına müdahale derecelerine dayanarak bir sınıflandırma yapmayı tercih etmektedir. Genellikle depresyon bütün olarak ciddiyetin derecesine göre sınıflandırılır:

  • Hafif depresyon genellikle kendini sınırlar, ek destek ve yardıma cevap verebilir. Bu durumda bile tedavi olmazsa orta seviyede depresyona dönüşebileceğinden göz ardı edilemez.
  • Orta seviyede depresyon daha geniş yelpazede belirtileri, evde veya işteki faaliyetlerde zorluğu temsil eder.
  • Şiddetli/Ağır depresyon ciddi bir hastalıktır. Tüm fonksiyon alanlarında büyük ve geniş çaplı bir gerginliğe sebep olur ve genellikle intihar düşünceleriyle içiçedir.

Fakat bu geniş kategorilere ilaveten, kabul edilmiş başka tür depresyon türleri de vardır:

Depresyon tek uçlu veya iki uçlu olarak tanımlanabilir. Tek uçlu depresyonda insanlar tekrar tekrar depresyon nöbetleri geçirebilir. Ancak bu kişilerin ruhsal halleri bir depresyon nöbeti sonunda normale döner. İki uçlu mizaç bozukluklarında kişi depresyon nöbetinin yanı sıra kendini aşırı iyi hissettiği mani nöbetleri de geçirmektedir. Mani dönemi kişileri çok pervasız yapabilen, kendilerini aşırı iyi hissedebildikleri bir dönemdir. Bu tip bir hastalığa aynı zamanda iki kutuplu rahatsızlık adı verilir.

Distimi; majör depresyonun belirtilerine benzer ancak belirtilerin şiddetinin daha hafif derecede olduğu ve en az 2 yıl süren bir rahatsızlıktır.

Psikotize depresyon kuruntu veya hallüsinasyon gibi belirtilerin görüldüğü bir depresyondur.

Son olarak birkaç spesifik sendrom vardır. Bunların içine mevsimsel mizaç bozukluğu ve doğum sonrası depresyonu girer.

  • Mevsimsel Mizaç Bozukluğu genellikle kışın ortaya çıkar ve güneş ışığının olmayışından kaynaklanabilir. En etkili tedavilerden biri, suni ışığa maruz kalmaktır.
  • Doğum sonrası depresyonu, genellikle bir bebeğin doğumundan sonraki altı hafta içinde anneleri etkiler. Daha ciddisi fakat nadir olanı, manik-depresif nöbete benzer semptomları olan ve hastaneye yatırılmayı gerektiren lohusalık psikozudur.

Her Türlü sorununuz için
          kanbank@hay.net.tr