Tedavi edilmeyen bir depresyon nöbeti ortalama on ay
sürer. Tedavi sadece kişisel nöbetin mümkün
olduğunca hızlı çözülmesi için değil
aynı zamanda gelecekteki nöbetlerin önlenmesi için
de önemlidir. Bir depresyon nöbeti geçirmiş
olan çoğu kişi tekrar nöbetleri
(tekrarlar) geçirmekte ve yapılan deneyler bu
tekrarların tekrarlama riskinin önceki nöbetlerin
sayısı ve ciddiyeti ile artış gösterdiğini
ortaya koymaktadır.
Tedavi
için üç yaklaşım vardır: psikolojik
veya konuşma terapilerinin kullanımı,
antidepresan
ilaçların kullanımı ve her ikisi. Çoğu
kişi psikolojik terapilerin, antidepresanların
kullanımından daha mantıklı olduğuna
inanır fakat bu şekilde depresyonun gerçekte
zihinsel bir rahatsızlık olduğu gerçeği
gözden kaçırılmaktadır. Ancak, doğru
tedavinin seçimi, hastalığın
ciddiyeti, semptomlar, yaş vs gibi değişik
faktörlere bağlıdır.
Psikolojik
Tedaviler
Psikoterapinin
en çok kullanılan tipleri kognitif davranış
terapisi ve kişiler arası (inter personel)
psikoterapidir.
Kavramaya
ait davranış terapisi, depresyondaki kişilerin
negatif fikirlerini ve tavırlarını
kendileri ve etraflarındaki dünyanın daha
gerçekçi görüntüsü ile değiştirmesine
yardımcı olmayı amaçlayan kısa süreli
(genellikle yaklaşık on hafta)
psikoterapidir.
Kişiler
arası psikoterapi daha çok geçmiş ve bugünün
ilişkileri üzerine odaklanır ve bunların
hastanın mevcut fonksiyonlarını nasıl
etkilediğini araştırır
Antidepresan
Nedir?
Depresyon
tedavisinde kullanılan ilaçlar antidepresan sınıfındandırlar.
Kendi aralarında etki mekanizmalarına göre
çeşitli alt sınıflara ayrılırlar.
Antidepresanlar
sadece depresyondaki insanları etkilerler.
Beyin
üzerinde etkili çoğu ilacın, zihinsel bir
rahatsızlığı olmayan veya bir
problemi olan insanlar üzerinde de benzer etkisi vardır.
Ancak antidepresanların sadece depresyona
yakalanmış kişiler üzerinde etkili
oldukları görülmektedir: depresyona yakalanmamış
kişilere etki etmezler.
Antidepresanlar
hakkında bazı ortak soruların cevapları
aşağıdaki gibidir:
Antidepresanlar
Nasıl Çalışır?
Antidepresanlar
beyinde noradrenalin veya serotoninin veya her
ikisinin de seviyesini arttırmak üzere çalışır.
Trisiklik antidepresanlar ve mirtazapin ve venlafaksin
etken maddesine sahip antidepresanlar beyindeki hem
noradrenalin hem de serotonin seviyelerini arttırırlar.
Bunların sonuçta çift etkisi olur.
Ancak,
selektif serotonin reuptake inhibitörleri, SSRI'ler
sadece serotonin sistem üzerinde çalışırlar.
Uzmanlar arasında bunların daha ciddi
depresyon biçimlerinin tedavisinde "çift
etkili" ilaçlar kadar etkili olmadıkları
inancı vardır.
Etkinin
Hissedilmesi Ne Kadar Sürer?
Tedavinin
ilk iki haftasında çoğu antidepresan
depresyonun tüm belirtileri üzerinde tam bir etki göstermez.
İlk önce uykuda bir gelişme veya daha az
anksiyete hissedebilirsiniz. Ruh halindeki gelişme
daha sonra ortaya çıkar. Ancak yan etkiler
tedavinin ilk başından itibaren ortaya çıkar.
Bunlar genellikle hafiftir ve ortadan kaybolur fakat
tolere edilemez bir haldeyse tedaviyi sürdüren
doktoru haberdar etmekte yarar vardır. Tüm bu
problemler ilaç alınmasını
durdurabilir. Mirtazapin ile elde edilen deneyim, bu
etken maddenin daha hızlı etki eden bir
molekül olarak bilimsel yayınlara girmesi ile
sonuçlanmıştır.
Antidepresan
etkisi sanki gripten kurtulma gibidir: gün be gün
olan değişikliği anlatmak zordur fakat
giderek normale dönülür.
Görmeniz
gereken şey iştahta ve uykuda artan bir düzelmedir.
Bunun arkasından enerjide yavaş bir artış
ve ilgi duyduğunuz şeylerin artması
gelir. Bu etkiler yavaş ve parça parça
olabilir. Zamanla üzüntü, umutsuzluk, suçluluk ve
intihar düşünceleri yok olur.
Antidepresanlar
Ne Kadar Süre Alınmalıdır?
Antidepresanlar
en az dört ay, muhtemelen altı ay süreyle alınmalıdır.
Deneyler göstermiştir ki, bu durumda hastalığın
tekrarlama riski, kendini iyi hisseder hissetmez ilacı
bırakanlara nazaran çok daha düşüktür.
Antidepresanlar
Ne Kadar Etkilidir?
Antidepresanlar,
depresyonun tedavisinde bir başarı öyküsünü
simgeler. Deneyler göstermiştir ki depresyondaki
insanların %70'inden fazlası tedaviye cevap
vermektedir, bu ise diğer hastalıklardaki
tedavi oranına eşittir.
Antidepresanların
Arasındaki Farklar Nelerdir?
Etkinlik
ile ilgili temel farklılık, antidepresanların
nörotransmiterleri tek yönlü veya çift yönlü
etkilenmeleri ile ilgilidir. Hem serotonin hem
adrenalin artışı sağlayanlar, daha
etkilidir. Bunun ötesinde seretonin reseptörlerine göre
seçicilik etki ile ilgilidir.
Antidepresanlar
sebep oldukları yan etkileriyle de farklılıklar
gösterirler. Burada belli antidepresanların ana
karakteristiklerinin kısa bir incelemesi
verilmektedir:
Trisiklik
Antidepresanlar, (Amitriptilin ve Klomipramin)
Trisiklik
antidepresanlar (TCA'lar) 30 yıl önce tıbbın
hizmetine girdiler. Geniş oranda en etkili
antidepresanlar arasında kabul edildiler. Fakat
bunların önemli yan etkileri vardı çünkü
beyindeki etkileri sadece depresyonu azaltmak sınırlı
değildi. TCA'lar diğer beyin reseptörleri
ile etkileşime girmeleri nedeni ile yan etkilere
sebep oluyorlardı. Hastalar genellikle yan
etkileri tolere edemiyorlardı.
TCA'lar
ilk alındıklarında yatıştırıcı
özellik gösterirler. Bu ilaçları uyumadan
hemen önce almak o nedenle daha mantıklıdır.
Bazı kişilerde, yaklaşık hastaların
onda birinde, bu antidepresanların yatıştırma
yerine canlandırıcı etkisi görülmüştür.
Bu durumda bu ilaçların sabah alınması
gerekebilir.
TCA'lar
beyindeki kolinerjik reseptörleri etkilerler. Ağız
kuruması, bulanık görme, kabızlık,
üriner zorluklar ve titreme gibi yan etkiler bununla
bağlantılıdır. Buna ilaveten, bir
kişinin aniden ayağa kalktığında
ortaya çıkan bayılma hissi ve tansiyon düşüklüğü
beklenen yan etkilerdendir. Diğer problemler içinde
iktidarsızlık vardır.
En
önemlisi, TCA'lar aşırı dozda alındıklarında
emniyetli değildirler. TCA'ların ayrıca
kalp üzerinde taşikardi (kalp atımının
hızlanması) ve aritmi (kalp atışının
anormal olması) gibi etkileri de vardır. Aşırı
dozda TCA'nın ardından en rastlanan ölüm
sebebi kardiyotoksisitedir.
TCA'lar
genellikle ağır depresyon vakalarında
kullanılmaktaydılar, ancak günümüzde aynı
etkinliğe sahip ancak daha risksiz mirtazapin
gibi modern ilaçlara geçiş söz konusudur.
Monoamin
Oksidaz İnhibitörleri (MAOI'ler)
MAOI'leri
beyindeki noradrenalin ve serotoninin bozulmasından
sorumlu bir enzimin etkisini ortadan kaldırırlar.
Bunlar antikolinerjik yan etkiler oluşturmazlar
fakat yan etkileri arasında uykusuzluk,
huzursuzluk ve baş ağrısı vardır.
Bu
ilaçlarla ilişkili bir problem peynir etkisi
denen şeydir. Peynir ve belli bazı
yiyecekler, normalde sindirim sisteminde parçalanan
tiramin denen bir madde içerir. Bu antidepresanlar,
kan basıncını tehlikeli biçimde arttıracak
tiraminin parçalanmasını engeller. Tiramin
aynı zamanda avokado, muz, havyar, konserve
incir, karaciğer, şarap ve birada da
bulunur. Bu etki bu antidepresanın kullanımını
ciddi şekilde sınırlar fakat bu ilaç sınıfının
daha yeni versiyonu olan moklobemid'in bu etkiyle ilişkisi
yoktur ve bu konuda emniyetli görünmektedir.
Selektif
Serotonin Reuptake İnhibitörleri
SSRI
antidepresanları 80'lerin sonlarında tıbbın
hizmetine girmiştir. Bu ilaçlar hastalar tarafından
hiç şüphesiz eski TCA'lardan daha iyi tolere
edilmektedir ve daha kabul görmektedirler. Birkaç
antikolinerjik etkileri vardır, kardiyotoksik
etkisi yoktur ve aşırı dozda da
muhtemelen emniyetlidir.
Ancak
serotonergic yan etkiler olarak bilinen bir grup yan
etki ile karakterize edilmektedir. Medyanın son yıllarda
en çok ilgisini çeken konulardan biri, bunların
cinsel fonksiyonları kötü yönde
etkilemeleridir.
Başka
bir grup yan etki, mide bulantısı, zayıflama
ve kusma ve ishale kadar varabilen gastrointestinal
yan etkilerdir.
Uyku
rahatsızlıkları SSRI'lerdeki başka
bir önemli problemdir. Ayrıca hastalarda değişen
oranlarda sinirlilik, anksiyete ve heyecan da ortaya
çıkmaktadır.
|